İlim Deryasi.com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR İLAHİLER OYUNLAR DOSYALAR SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Eposta Kayıt






hepsi burada

9- ZİKRETMEK ve HAZFETMEK

9- ZİKRETMEK ve HAZFETMEK

Tarih 19 Ağustos 2010, 18:48 Editör Admin


9- ZİKRETMEK ve HAZFETMEK

 

9- ZİKRETMEK ve HAZFETMEK

 

Zikr, sözlükte; fiilinin masdan olup bir şeyi anlatmak, korumak : ve anmak manasına gelir. Bir Meânî terimi olarak; söylenilmesi lazım ge­len sözün ibarede bulundurulmasıdır.[1]

Hazf, sözlükte; fiilinin masdan olup bir şeyi (sözü) düşürmek, atmak ve zikretmemek manasına gelir. Bir Meânî terimi olarak; söylenil­mesi icab etmeyen sözün ibarede zikredilmemesidir.[2]

Cümlede, müsnedün ileyhin (mübtedâ veya fail) zikredilmesi esastır. Dinleyiciye, bir şey hakkında bilgi verilmek istendiği zaman şöyle hareket edilir: Bir cümlede verilen hükme, hangi lafız delâlet ederse, o lafzı zikret­mek; mânası cümlenin gelişinden anlaşılan diğer lafızları da hazfetmek esastır. Bu her iki kural, çakıştığında; duruma göre hareket edilir ve aşağıda zikredilecek olan herhangi bir sebepten dolayı zikretmek veya hazfetmek­ten biri diğerine tercih edilir.[3]

1- Zikri (kelimeyi söylemeyi) gerektiren sebepler şunlardır:

a) Fazla açıklama yapmak ve izah etmek:

«Onlar, Rablerinden bir hidâyet Üzeredirler ve kurtuluşa ermişler ancak onlardır.»[4] Bu âyette (dilijî) kelimesi iki defa zikredilmiştir.[5]

Hz. Ali (r.a.), bir sözünde şöyle demiş:  

«Dünyan için, ebediyen yaşıyormuşsun qibi çalış- Ahiretin için de yarın ölecekmişsin gibi çalış.» Hz. Ali, burada kelimesini iki defa tekrarlamıştır. Halbuki ikinci cümlenin başında bu kelimeyi tekrarlamasaydı yine cümle anlaşılırdı.[6]

b) Bir hükmü, sonradan inkâr etmemesi için, onu muhataba ikrar ettir­mek maksadıyla zikredilir. Meselâ; Bir hakim, bir şahide:

«Bu Zeyd, zimmetinde bu kadar borcun olduğunu ikirar etti mi?»[7] demesi ve şahidin de ona; zimmetinde bu kadar borç metinde bu kadar olduğunu ikrar etti,»[8] şeklinde cevap vermesi ile bu gaye gerçekleşir.

c) Muhatapla konuşmaktan zevk almak:

«Ey Musa! Sağ elindeki nedir? Musa dedi: "O benim asam (değneğim)dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka ihtiyaçlarım (faydalanacağım şeyler) de var.»[9] Hz. Musa, Yüce Allah'ın cevabında; "o benim değneğimdir." demekle yetinebilirdi. Ancak o, zevk aldığı konuşmayı uzatmak için, Yüce Allah'a verdiği cevabı uzatmıştır.[10]

ç) Müsnedün ileyhi zikretmekten hoşlanmak: Bu da çok fazla sevilen bir şeyin ismini anmakla gerçekleşir. Meselâ: «Al­lah, rabbimdir, Allah bana kafidir.» Bu misalde, kelimesi, iki defa tekrarlanmıştır.[11]

d) Muhatabın zekâ seviyesinin düşük olduğuna işaret etmek: reygamberimiz kimdir? diye soran birisine:

«Efendımiz Muhammed peygamber imizdir.» diye cevap vermekle bu maksat gerçekleşir.[12]

« ibrahim bunu ilahlarımıza sen mi yaptın? dediler. İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyor -larsa onlara sorun" dedi.»[13] Buradaki makam, soru soranların zekâ sevi­yelerinin düşük olduğuna işaret etmek için, müsnedin kelimesinin iki defa zikredilmesini gerektirdi.[14]

e) Muhatabın batıl inancını reddetmek:

Mesela; Allah, üç ilâhın üçüncüsüdür, diyen kimsenin bu inancını reddet-mek için ona; «Allah, birdir.» denir.

Yüce Allah'ın: diriltecek şu çörümüş kemikleri? dedi.» mealindeki sözünden sonra: onları ilk defa yaratmış olan (Allah) dirilte­cek.»[15] şeklinde cevap vermek.

f) Saygı göstermek:

«Hükümdar geldi mi?» diye soran birisine;

«Seyfüddevle, geldi.» şeklinde ismini zikrederek ce­vap vermekle hükümdarın büyüklüğüne işaret edilir.[16]

g) Muhatabı küçümsemek ve onu hor görmek:

«Falanca geldi mi?» diye soran kimsenin cevabında; «Suçlu geldi.»  şeklinde onu küçümsemek ve hor görmek maksadıyla kelimesini zikrederek cevap vermek.[17]

2- Hazfı gerektiren sebebler şunlardır:

a) Herhangi bir durumu, muhatap dışında kalan kimselerden gizlemek

için.

Meselâ; Ali'yi kasdederek; «O, geldi.» demen gibi.[18]

b) Makamın darlığından dolayı: Bu da ya acıdan sızlanmak için yapılır.

«Bana nasılsın dedi? Hasta(yım), devamlı uykusuz(luğum) ve uzayıp giden üzüntü(m var), dedim.»[19]

Veya bir fırsatı kaçırmaktan endişe edildiği için, hazf gerekir. Misâl: Avcının  Ceylân. demesi gibi[20]

c) Sözü kısa keserek genelleştirmek:

(kullarını) selam yurduna (Cennete) davet eder.»[21] Yâni "bütün kullarım davet eder." Çünkü mef ûlün hazfı, umuma delâlet eder.[22]

ç) Mef ûl kasdedilmediği için, geçişli bir fiili geçişsiz fiil haline getirme­kle hazf yapılır.

«De ki: Hiç bilen­lerle bilmeyenler bir olur mu ?.[23]

Fiilin (meçhul kipin), nâib-i faile isnad edilmesi de hazıftan sayılır. Failden bir zarar meydana gelir veya ona bir zarar dokunur endişesiyle veya fail, bilindiği için veyahutta fail bilinmediği için veya gaye fiilin mey­dana geldiğini belirtmek olduğu için fail hazfedilir.[24]

Meselâ: «Mal, çalındı.»[25]

 «insan zayıf yaratılmıştır .»[26]^ Burada zikredilen sebeplerden başka; kasemin ve şartın cevabı hazfedil-diği gibi; abesle meşgul olmaktan sakınmak; kötü şeyleri ağza almamak; kutsal bir şeyden bahsetmemek; şiirin kafiyesini korumak; müsnedün iley-hin herkes tarafından bilinen bir şey olması gibi bazı diğer sebeplerden do­layı da hazf yapılır.[27]


 

[1] Mu'cemü't-mekâyis fi'l-iuğa, s.388 ; el-Kâmus, s. 507-508; Lisânü'l-'arab, 4/310-311; el-Külliyyât, s. 465-457; Edebiyat Lügati, s. 184.

[2] el-Kâmus, s. 1032; Lisânü'l-'arab, 9/39-40;   el-Külliyyât, s. 384-385; Edebiyat Lügati,s. 52.

[3] Delâilü'l-i'câz, s. 146 vd; Miftâhu'l-'ulûm, s. 176; Nihâyetü'l-îcâz, s. 337 vd.; el-Izâh, 1/ c111-112; el-Mutavvel, s. 67-69; Muhtasaru'l-me'ânî, s. 56-57; İlmü'l-Me'ânî, s. 132; Cevâhiru'l-belâğa, s. 117-119; el-Câmi', s. 31-33; 'Ulûmü'l-belâğa, s. 79; W-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/312-328; Mecâmi'u'l-edeb, Hm-i Me'ânî', s. 128; Mu'cemü'l-mustalahâti'l-belâğiyye, s. 456-458, 492-493; Mu'cemü'l-belâğati'l-'arabiyye, s. 155-159, 231; Edebiyat Lügati, s. 52, 184; Edebiyat Bilgi ve Teorileri, s. 55-56.

[4] Bakara suresi, 2/5.

[5] Beyzâvî, s. 10; Safvetut-tefâsîr, 1/32; el-Mutavvel, s. 58; İlmü'l-Me'ânî, s. 132; Cevâhiru'l-belâğa,  s. Î18; 'Ulûrnü'l-helâğa, s. 79; el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/318; Mu'ce-mü'l-mustalahâti'l-belâğiyye, s. 492.

[6] el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/321.

[7] Cevâhiru'l-belâğa, s. 118; 'Ulûmü'l-belâğa, s. 80; Mu'cemü'l-belâğati'l-'arabiyye, s. 231.

[8] Cevâhiru'l-belâğa, s. 118; 'Ulûmü'l-belâğa, s. 80; Mu'cemü'l-belâğati'l-'arabiyye, s. 231.

[9] Tâhâ suresi, 20/17-19.

[10] el-Mutavvel, s. 69; Muhtasaru'l-me'ânî, s. 58; İlmü'l-Me'ânî, s. 133;  el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/320; Mu'cemü'l-mustalahâti'l-belâğiyye, s. 492.

[11] Cevâhiru'l-belâğa, s. 118; İlmü'l-Me'ânî, s. 133-134.

[12] İlmü'l-Me'ânî, s. 134.

[13] Enbiyâ suresi, 21/62-63.

[14] İlmü'l'Me'ânî, s. 134-135; el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/321.

[15] Fâ5fn suresi, 36/78-79; ayrıca bk., Ulûmü'l-belâğa, s. 80.

[16] Cevâhiru'l-helâğa, s. 119.

[17] Cevâhirul-belâğa, s. 119; 'Ulûmü'l-belâğa, s. 80.

[18] Cevâhirul-belâğa, s. 120; el-Câmi', s. 31;' 'Ulûmü'l-belâğa, s. 83.

[19] Miftâhu'l-'ulûm, s. 176; el-îzâh, 1/109; el-Mutavvel, s. 68; Muhtasaru'l-me'ânî, s. 57; İlmü'l-Me'ânî, s. 124;  Cevâkiru'l-belâğa, s. 120; el-Câmi', s. 31-32; Mu'cemü'l-belâğati'l-'arabiyye, s. 158.

[20] el-Mutavvel, s. 68; Cevâhiru'l-helâğa, s. 120; el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/339.

[21] Yûnus suresi,  10/25.

[22] el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/339.

[23] Zû'mer suresi, 39/9.

[24] Ulûmü'l-helâğa, s. 84-85.

[25] el-Belâğa, s. 21.

[26] Nisa suresi, 4/27; ayrıca bk., el-Belâğa, s. 21.

[27] el-îzâh, 1/111-112; el-Mutavvel, s. 68; Muhtasaru'l-me'ânî, s. 56-58; İlmü'l-Me'ânî, s. 126-131;   Cevâhiru'l-helâğa, s. 120-121;   el-Câmi', s. 31-33; 'Ulûmü'l-belâğa, s. 83-84; el-Belâğatü'l-'arabiyye, 1/336-349; Mu'cemü'l-mmtalahâü'l-belâğiyye, s. 456-458, 492-493; Mu'cemü'l-belâğati'l-'arabiyye.s. 155-159.

Bu haber 290 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Belağat

10 TAKDİM (ÖNE ALMAK) VE TE'HÎR (SONA BIRAKMAK)

10  TAKDİM (ÖNE ALMAK) VE TE'HÎR (SONA BIRAKMAK) 10 TAKDİM (ÖNE ALMAK) VE TE'HÎR (SONA BIRAKMAK)

C- İTNÂB

C- İTNÂB C- İTNÂB
Bir Garip Kul12 Temmuz 2011

Tarihte Bugün

Bir kişinin veya bir eserin bu sitede bulunması, bu siteyi hazırlayanların bu kişiyi desteklediği anlamına gelmez. Bu sitenin amacı bu eserleri kullanıcılarının değerlendirmesine sunabilmektir. Sahibinin herhangi bir isteği olursa, eser siteden derhal kaldırılacaktır. lisans ihlalin İletişim sayfamızdan bize bildirebilirsiniz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi