ULUĞ BEY

Admin 27 Eylül 2010, 00:57 Biyografiler
ULUĞ BEY


 

15.yüzyılda yetişmiş Müslüman Türk astronomi alimi ve Türkistan Hakan'ı Uluğ Bey; Timur'un Batı seferleri esnasında Azerbaycan'ın Sultaniye şehrinde (22 Mart 1394) doğdu. Timurlular Hakan'ı Şahruh Mirza ile Çağatay asilzadelerinden İyaseddin'in kızı Gevher-Şâd-Ağa'nın büyük oğlu ve Timur'un torunudur(1).

Uluğ Bey, Timur'un hanımlarından Saray Mülk'ün yanında ve himayesinde iyi bir terbiye ile büyüdü. Bir edip, sanatkâr ve alim olarak yetişti. Amcazadesi Muhammed Sultan'ın kızı Öğe Beğüm ile evlendi. Dedesi Timur Uluğ Bey'i çok sever, zaman zaman çıktığı seferlere onu da beraberinde götürürdü. Bu sebeple Timur, 1404 yılında Taşkent, Sayram, Aspara ve Çin'e kadar uzanan bütün Moğol yurdunun idaresini torununa verdi(2).

Ancak doğu seferi sırasında Timur'un ölümü (1405), kurduğu imparatorluğun üzerinde de büyük bir etki yaptı ve Mirzalar arasında hakimiyet mücadeleleri başladı(3).

Dört yıl süren bu kavgalar, Uluğ Bey'in babası Şahruh Mirza'nın hükümdar, Uluğ Bey'in, Atabeyi Şah Melik himayesinde Maveraûnnehr ve Semerkand genel valisi olmasıyla (1409) sona erdi. Şah Melik 1411'de atabeylik görevinden alınınca, bu tarihten sonra Uluğ Bey yönetimine yalnız devam etti. Timurlular Devleti'nin hükümdarı 1447'ye kadar Uluğ Bey'in babası idi. Sikkelerde ve hutbelerde Şahrun'un adı zikrediliyordu. Buna rağmen çağdaşları Uluğ Bey'i Genel Vali veya Malik olarak görmüyor, Hakan olarak kabul ediyorlardı. Nitekim, Cilanutu Vadisi'ndeki büyük bir kayada 1425 yılına ait bir kitabede Uluğ Bey, "Sultan-ı Azam, Fatih, Mülük'ü-l Akvâm ve Yeryüzünde Allah'ın Gölgesi" olarak tanıtılmış, Şahrun'un adına yer verilmemiştir. Yine Giyasüddin Çemşid Kaşî'de Uluğ Bey'e ithaf ettiği riyazi eserinde onu, Sultanların en büyüğü, en adili, en merhametlisi, en alimi ve milletinin sahibi, Arap ve Acem Sultanlarının efendisi, doğunun ve batının sultanı vb... sözleri ile tanımlamıştır.(4) Uluğ Bey 1420 ye kadar birçok iç çatışmaya katıldı. 1420-1427 yılları arasında babası ile birlikte Özbeklere karşı savaştı. 1427'den sonra bir askeri hareketle uğraşmadı(5).

Şahruh'un seferlerine ve kendi sınırları yakınlarındaki savaşlara kumandanlar ve askerler göndererek iştirak etti. O, büyük babası Timur gibi harp, siyaset ve askeri alanda başarılı olup toprakların genişletilmesine değil, sahip olunan toprakların refahı ve sanat-kültür alanında geliştirilmesine önem veriyordu. Uluğ Bey, babası Şahrun'un ölümü üzerine (1447) ortaya çıkan taht kavgasında kardeşi Alaüddevle'yi yenerek hükümdarlığı elde etti(6).

Uluğ Bey'in hükümdar olması ve isyanların devam etmesi, onun ilmî sanat ve kültürel alanlardaki çalışmalarına sekte vurdu. Büyük oğlu Abdüllatif, Herat'taki hazinelerden kendisine pay verilmesini bahane ederek isyan silahına sarıldı. Uluğ Bey isyancı oğlunun yola getirilmesiyle uğraşırken bir de Timur'un torunlarından Ebu Said Mirza da nankörlük ederek hükümdarına başkaldırdı(7).

Bu ayaklanmayı önlemeyi başaran Uluğ Bey, Amu-Derya Nehri kıyılarına kadar gelen oğlu Abdüllatif'le savaşmak mecburiyetinde kaldı. Baba-oğul 1449 yılı eylül veya ekim ayında, Semerkand yakınlarında (Dimeşk) karşılaştılar. Uluğ Bey mağlup oldu ve Abdüllatif kendini, hükümdar ilan etti. Semerkand'a döndüğünde şehrin yönetimini emaneten teslim ettiği Miran Şah Kuin ona kapıları açmadı. Bu sefer oğlu Abdülaziz ve birkaç yoldaşı ile Şahruhiye Kalesi'ne sığınmak istedi. Kale Komutanı Pulatoğlu Memluk İbrahim'in kendilerini Abdüllatife teslim edeceğini sezince Uluğ Bey; baba-oğul arasında bulunması lazım gelen şefkate güvenerek, kendi arzusu ile Semarkand'a döndü ve Abdullatif'e teslim oldu. Uluğ Bey öldürülmedi, fakat bütün yetkilerini kaybetti. Önce babasına hürmet gösterip hacca gitme isteğini de kabul eden oğlu, sonradan şeytana uyarak onun ortadan kaldırılması için gizli planlar yapmaya başladı(8).

 Uluğ Bey, felaketlerle geçen iki yıl sekiz aylık bir saltanattan sonra, gıyabında yapılan sahte mahkeme sonucu(9), onun vaktiyle Abbas adlı birinin babasını öldürtmüş olmasından dolayı, Şeriat'a göre kısas hükmü verildi. Hakkındaki hükümden habersiz Hac'ca gitmek üzere Semerkand'dan ayrılan(10) o adaletli Hakan, bir kaç saat sonra Ab-ı Sûc denilen yere geldiğinde(11) durduruldu ve Abbas tarafından şehid edildi (27 Ekim 1449). Bu cinayetten sonra her sahada saltanat mücadeleleri zuhur etti ve Timur İmparatorluğu büyük bir hızla parçalandı. Kısa bir süre sonra Abdüllatif'de feci bir akıbete düçar oldu(12).

 Uluğ Bey, büyük babası Timur'un tahtına oturduğu zaman, yalnız bir hükümdar sıfatıyla değil aynı zamanda o dönemin en büyük bir düşünürü olarak da selamlanmıştı. Babası Şahrun döneminde gelişen düşünce akımının da başında bulunmuş, kırk yıl boyunca Türkistan ve Maveraünnehr'de adaleti yaymaya çalışmıştı. O, Semerkand'da hem halkını yönetmiş, hem de Bursalı Kadızâde Selâhaddin, Bedahşi-i Semarkandî, Gıyaseddin Cemşid, Hoca İsmetullâh Buharî, Celâleddin Nefâsî gibi büyüklerle İslâm kültürünün yükselmesine çalışmıştı. Kanlı savaşlar, müthiş yenilgiler bile onun ilmi yayma konusundaki çalışmalarını durduramamıştı(13).

 Semerkand'ı 15. yüzyılın en önemli bilim merkezlerinden biri yapan Uluğ Bey, hafızdı ve Kur'an-ı Kerim'i yedi kıraat üzere okuyabiliyordu. İyi bir şairdi, şiirden zevk alıyordu. İyi bir tarihçiydi. Cengiz Han hanedanındaki dört ulusun tarihi hakkında, Ulûs-i Arba'a-i Cingizî adlı bir eser yazmıştı. Yine iyi bir sanatkârdı. Yaptırmış olduğu eserlerin arasında; dünyanın en yüksek kubbesine sahip olan. Hankâh, Mukatta adını alan Oyulmuş Camii, (Uluğ Bey Camii), Şah Zinde Camii, Uluğ Bey Hamamı, Buhara ve Semerkand'da birer Uluğ Bey Medresesi, 40 yekpare mermer sütun üzerine yapılmış Uluğ Bey Sarayı, Çini-hâne ve nihayet aşağıda bahsedecek olduğumuz mimarı Ali Kuşçu olan Uluğ Bey Rasathanesi, sayabildiğimiz eserleridir. Uluğ Bey, bilginlere son derece değer verir, ilmî toplantılara katılır, iyi de bir kitapseverdi. Ayrıca o, hendesenin en güç meselelerini çözebilen bir riyaziyeci (matematikçi), fakat hepsinin de üstünde bir astronomi alimiydi.

Astronomi çalışmaları için Ali Kuşçu, Çemşid el-Kâşî ve Kadızade-i Rumî'nin de yardım ile(14) Semerkand'ın Çoban Ata Tepesi yanındaki, Kuhak Tepesi üzerine (1428-1429) Uluğ Bey, rasathanesini kurdu. Arkadaşları ile birlikte çalışarak çok güçlü cihazlar icad etti. "Sekstang" adlı aleti kesin bir ayarlamayla meridyen çizgisine yönlendirdi. Uluğ Bey, Batlamyus'un takviminin kendi rasadlarına uymadığını görerek, "Zic-i Guragoni veya Zic-i Uluğ Bey" (Yıldızlar Cetveli) adlı eserini (1437) yazdı.

Uluğ Bey'in hesaplarına göre, yıldız yılının uzunluğu 365 gün, 6 saat, 10 dakika, 8 saniyedir. Şu anki rakamlara göre ise 365 gün, 6 saat, 9 dakika, 9.6 saniye olduğu tespit edilmiştir. Uluğ Bey'in hiç bir optik alet kullanmadan bir dakikanın altında bir farkla, günümüzden yaklaşık 600 yıl önce bu hesabı yapabilmiş olması, hiç şüphesiz onun sahasında bir deha olduğunu göstermektedir.

Zic-i Uluğ Bey'de ayrıca, 1018 yıldızın da koordinatlarını çıkmıştır. Bu eser Oxford Porofösörü John Greoves (1642-1648), Hyde (1665), Sharpe (1767), Sedillot (1839), Knobel (1917) vs. batılı bilginler tarafından çeşitli dillere tercüme edilmiştir (15). Matematik, astronomi ve astroloji alanlarındaki başarılı çalışmalarıyla Doğu ve Batı biliminin gelişmesine ışık tutan Uluğ Bey'in mezarı, Semerkand'da Dedesi Timur'un türbesindedir.


1- Türk Ansiklopedisi, M.E.B., C. 33, S.2.
2- Dizer, Muammer, Kültür Bak. Yay., Türk Büyükleri Dizisi: 125, S. 25-26
3- Türk Ansiklopedisi, M.E.B., C. 33, S.2.
4- Dizer, Muammer, Kültür Bak. Yay., Türk Büyükleri Dizisi: 125, S. 27.
5- Temel Biritanika, C. 18, S.186.
6- Türk ve Dünya Ünüleri Ansiklopedisi, C. 10, S.5386.
7- Ord. Prf. Günaltay, Şemseddin, İslam Tarihinin Kaynakları, İst. 1991, S.381
8- Dizer, Muammer, Kültür Bak. Yay., Türk Büyükleri Dizisi: 125, S. 25-26
9- İslam Ansiklopedisi, M.E.B., C. 13, S. 29.
10- Türk Ansiklopedisi, M.E.B., S. 3.
11- Ord. Prf. Günaltay, Şemseddin, İslam Tarihinin Kaynakları, İst.-1991, S.381-382.
12- İslam Ansiklopedisi, M.E.B., C.
13, S. 29. 13- Ord. Prf. Günaltay, Şemseddin, İslam Tarihinin Kaynakları, İst.-1991, S.381-382.
14- İslam Ansiklopedisi, M.E.B., C. 13, S.27. 15- Fayziyev, Asad, Terc. Fayziyev Ferhat, Semerkand Tarihi, Eskişehir-1994, S.18-19.
 

 

ULUĞ BEY

Bu haber 3409 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Konular

Abdülbaki Gölpınarlı (1900-1982)
Abdülbaki Gölpınarlı (1900-1982)
ŞEYH ŞÂMİL (1797-1871)
ŞEYH ŞÂMİL (1797-1871)
MUSTAFA ASIM KÖKSAL
MUSTAFA ASIM KÖKSAL
EŞREFOĞLU RÛMÎ
EŞREFOĞLU RÛMÎ