Yusuf Has Hacip

Admin 27 Eylül 2010, 01:19 Biyografiler
Yusuf Has Hacip



Yusuf Hâs Hâcib, İslâmî Türk Edebiyatı'nın adı bilinen ilk şair ve mütefekkiri olarak kabul edilir.  Türk Dili ve Edebiyatı bakımından olduğu kadar, Türk kültürünün de değerli âbidelerinden sayılan Kutadgu Bilig adlı yazma eserin müellifidir.

Yusuf Hâs Hâcib'in hayatına dair maalesef yeterli bilgiye sahip değiliz. Hakkında bildiklerimiz daha ziyade Kutadgu Bilig'de yer alan bazı ifadelere ve esere sonradan ilave edilen mensur ve manzum mukaddimelerdeki kısa bilgilere dayanmaktadır.

Eserin bir yerinde zikredildiği gibi, şairin asıl adı Yusufdur. Doğum tarihi de belli değildir. Eserini tamamladığında 50 yaşını aştığı, 60 yaşın kendisini çağırmakta olduğu göz önüne alınırsa, (400-410 / 1009-1019) seneleri arasında doğmuş olabileceği kabul edilebilir. Şair eserini tamamladığı 462 (1069-1070) senesinde 54 yaşında olduğuna göre, 408 (1017-1018)'de doğmuş olmalıdır.

Asil bir aileye mensup olduğu görülen Yusuf’un, eserinden, olgunluk çağına kadar doğum yeri olan Balasagun'da yaşadığı, bu şehirde kuvvetli bir tahsil gördüğü ve zamanın geçerli ilimlerini öğrendiği, sanat ve edebiyatla son derece yakından ilgilendiği anlaşılmaktadır. Nitekim Kutadgu Bilig'de çeşitli ilimlere dair sağlam bilgilerin yer alması bu hususu doğrulamaktadır. Manzum mukaddimede Yusuf’un ilim ve hüner sahibi, dindar, faziletli ve çevresinde takdir ve hürmet gören bir kişi olduğu ifade edilmiştir. Bu vasıflara sahip olan Yusuf’un kitabını tamamladığı 462 (1069) tarihine kadarki hayatı hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Ancak şair eserini tamamlayıp Karahanlı Hükümdarı Uluğ Buğra Han'a sunmuş ve bir süre onun yanında Hâs Hâcip (saray nazırı) olarak görevlendirilmiş ve bu ünvanla şöhret kazanmıştır.

Yusuf Hâs Hâcib'in hangi tarihte vefat ettiği belli değildir. Kutadgu Bilig hatimesinde çok ihtiyarladığından, ömrünü insanlara hizmetle geçirdiğinden, bu yüzden de Allah'a ibadette geç kaldığından söz etmesi, şairin uzun bir ömür sürdüğüne delalet etmektedir.

XI. Asırda mühim kültür merkezlerinden olan Balasagun ve Kaşgar'ın, cemiyete faydalı olmayı ön planda tutan, iyi bir Müslüman, alim ve mütefekkir olan Yusuf’un yetişmesinde mühim bir rol oynadığı muhakkaktır. Bilhassa Kaşgar ile Bağdat arasındaki münasebetler, Kaşgar'da kültür hayatının gelişmesine yardım etmişti. Yusuf ve çağdaşı Kaşgarlı Mahmud'un eserlerini bu şehirde yazmaları, burada kültür seviyesinin yüksek olduğunu göstermektedir.

Balasagun ve Kaşgar'da eski Türk kültürü yanında İslâm kültürü de gelişmişti. Bu sayede Yusuf, devrinin ileri gelen bilgin ve şairlerinden olan Birûni, İbn-i Sinâ, Firdevsî ve Ömer Hayyam’dan faydalanmış olmalıdır. Ayrıca Budist ve Maniheist Uygurların dinî ve millî edebiyatlarına da yabancı olmadığı anlaşılmaktadır.

Kutadgu Bilig'de bilhassa tıp ile ilgili bilgilerin yer alması, eskiden beri onun İbn-i Sinâ'dan yararlandığını düşündürmüştür. Kutadgu Bilig'de İslâm'dan önceki Türk kültürünün derin izlerinin bulunduğu, Yusuf’un Mahmud Kâşgari'de görülen halk hikmetlerini nakletmekle kalmayıp, bunları eserinin en mühim kuruluş unsurları olarak ele aldığı görülür. Ayrıca birçok beyitler, Kur'an ayetlerinin tercümeleri mahiyetindedir. Nitekim günlük hayat kaygılarının üstüne çıkan, ideal bir cemiyet nizamı esas ve çerçevesinin tesbitini gaye edinen müellif, haklı olarak tasavvurlarını ifade için devrin ve muhitin malzemesinden faydalanmak ve çevresinin anlayabileceği dili kullanmak mecburiyetindeydi.

Aynı zamanda bir ahlâkçı olarak kabul edilen Yusuf’un ahlâkî düşüncelerine, bilgi (biliğ), iş (kılış) ve doğruluk (könilik) olmak üzere üç prensibin hakim olduğu görülür. Gerçekten de bilgiye her şeyin üstünde değer vermesi, dilin insana Allah'ın en büyük armağanı, iyiliğin ve doğruluğun üstün bir fazilet olduğu hakkındaki görüşleri bugün için de geçerli düşüncelerdir.

Kutadgu Bilig, edebiyat ve dil bakımından da ehemmiyetlidir. Nitekim o, şiir sanatının teknik ve inceliklerini tam manasıyla taşıyan bir eser mahiyetinde kendi devrinin edebî Türkçe’sinde yazılmış ilk İslâmî-Türk manzum eseri olup, klasik Türk şiirinin kurulmasını da sağlamıştır. Bu bakımdan yeni bir medeniyet sahasına giren Orta Asya Türkleri'nin kültür gelişmesinde bu eserin rolü büyük olmuştur. Gerçekten de biri şair diğeri de dilci olan Yusuf ve Kaşgarlı Mahmud'un eserleri XI. asır Orta Asya Türk kültürü ve diline ışık tutmuşlardır.

* Eğer Allah'ın rızasını istersen Müslümanların memnun olmasını iste, sözü kes.

*Evini barkını yak, putunu kır, yerine cami yap ve Müslüman cemaati topla (putpereslere hitaben). * Müslümanlığı aç, İslâmiyeti yay, böylece seçkin bir şahsiyetin ve iyi bir adın olur. Müslümanlara yaklaşıp tecavüz etme, onlara düşmanca davranma, her zaman iyi ol. Müslüman Müslüman ile kardeştir.

* Allah birdir, tekdir ki ikiyi yarattı. Onun birliği şüpheye mahal bırakmaz.

* Allah kime haya ve iz'an vermişse ona devlet ile birlikte bütün şerefleri vermiş demektir.

* Ey hakim! Uzun zaman hüküm sürmek istersen kanunu doğru yürütmeli ve halkı korumalısın.

BİLGİ

* Bilgi kimde olursa, o büyüklük alır.

* Bilgiyi bilen insandan hastalık uzaklaşır.

* İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o ister inci olsun, ister çakıl taşı, farketmez.

* Misk ve bilgi birbirine benzer; insan bunları yanında gizli tutamaz.

* Bilginin kıymetini bilgin bilir, akıla hürmet bilgiden gelir.

* Bilginin sözü toprak için su gibidir; su verilince, yerden nimet çıkar.

* Bilgisiz adamın düşmanı, kendi bildiği ve yaptığıdır.

* Bilgili insanın sözü eksilmez; akan duru pınarın suyu kesilmez.

* Alimler sulak yerlere benzer; nereye ayak vururlarsa, oradan su çıkar.

* Bilgisizin dili daima kilitli olmalı ve bilgili insan da diline hakim olmalı.

* Boş söz bilgisizin ağzından çıkar.

* İnsan, hayvandan bilgisi ile ayrılmıştır.

AKIL

* Akıl süsü dil, dil süsü sözdür; insanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür.

* Kim akıllının sözünü tutarsa, işi yoluna girer.

* Allah kime akıl, anlayış ve bilgi verirse, o bütün arzularına nâil olur.

* Aklın yeri üstte,  beyindedir; kıymetli bir şey olduğu için, onun yeri baştadır.

ANLAYIŞ

* Anlayış bir yulardır; insan onu elinde tutarsa dileğine erişir ve bütün arzularına nail olur.

İYİLİK

* Eğer kendin iyilik bulmak istiyorsan, yürü iyilik et; başka söze ne hacet.

* Misafire iyi muamele edenin şöhreti yayılır.

* Halkın yükünü hafifleten kimse insanların iyisidir.

* Bu ikbale inanma; elinden gelirse iyilik et; bil ki ikbal bugün sende ise, yarın başkasındadır.

* Daima iyilik yap ve kendin iyilik bul.

* İnan ki, Allah iyiye iyi yol gösterir.

İYİ-KÖTÜ FARKI

* Kötü söğülür, iyi öğülür.

* Kötü serbest kalırsa, iyi ortadan kaybolur; iyi hakim vaziyette olursa, kötü ortadan kalkar.

* Kötü iyiye katılmaz, kaçar.

DOĞRULUK

* Beyler doğru olursa, dünya huzura kavuşur.

* İnsan nadir değil, insanlık nadirdir; insan az değil, doğruluk azdır.

* Tavır ve hareketin doğru olsun, doğru yoldan sapma, alçak gönüllü ol, tevâzu ile söyle, büyük söz söyleme.

SÖZ

* İnsandan insana miras olarak, söz kalır; vasiyet edilen sözü tutmanın faydası çoktur.

* Tecrübeli insanların sözü sözlerin mayasıdır.

* Çok dinle, fakat az konuş; sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.

DİL

* Dilin faydası çok ulduğu gibi, zararı da çoktur, dil bazen öğülür, bazen de çok söğülür.

* İnsanların itibarsızı geveze olanıdır.

* Söz boş yere söylenirse, çok zarar getirir.

* Boğazını ve dilini gözeten bilgililere ihtiyaç vardır.

* Dedi-kodu yapanları evine yaklaştırma, görüp öğrendiklerini bütün halka yayarlar.

* Çok söz söylememeli, daha çok dinlemeli ve düşünmelidir.

TOK GÖZLÜLÜK

* Gözü tok insan, fakir olsa dahi, zengin sayılır; insan sebat ederse, her işte muvaffak olur.

* Gözü tok insan, en zengin insandır.

BÜYÜKLÜK-KİBİR

* Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibarı günden güne azalır.

ALLAH’A İNANÇ

* Hangi kul Allah’a  inanırsa, kendisine belâ ve kaygı (endişe) kapıları kapanmış olur.

DÜNYA

* Dünyaya da güvenme, o da seni bırakacaktır.

* Bu dünya bir konak yeridir, gelen geçer; o herşeyi yiyen büyük bir ejderha gibi, yedikçe acıkır.

ÖLÜM

*  Doğan herkes ölmeğe, yükselen herşey düşmeğe mahkumdur.

* Ölümü  dünya malı önleyebilse idi, beylerin beyi ölmez idi.

KANUN

* Kötü kanunlarla dünyaya hükmedilemez.

 

Kaynaklar:
- Türk Kültürü Dergisi, Kutadgu Bilig, sayı, 98.
- Banarlı, Nihat Sami, Resimli Türk Edebiyatı, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.
- Kabaklı, Ahmet, Türk Edebiyatı.
-  Prof. Dr. Kafesoğlu, İbrahim, Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri, Kültür Bakanlığı Yayınları.

 

 

KUTADGU BİLİG’DEN HiKMET VE NASİHATLAR
Kutadgu Bilig, Yusuf Hâs Hâcib tarafından yazılmış manzum bir eserdir. Türklerin İslâmiyet’e girmesinden 100-150 yıl kadar sonra kaleme alınmış olmasının yanısıra (Miladi 1069-1070, hicri 461-462) Müslüman Türklerin bilinen ilk eseridir... Yusuf Hâs Hâcib, kitabını ikmal edince bunu, Karahanlı hükümdarına sunmuş, Han da bu eseri çok beğenerek onu taltif etmiştir. Türklerin İslâmiyet'i iyice öğrenip yaşamalarının yanında, o devre ait âdet ve sosyal yapı hakkında bilgilerimizi bu kitaptan öğreniyoruz. Şimdi bu kitaptan hikmet ve nasihatlardan birkaç örnek sunmak istiyorum:

 
 

Yusuf Has Hacip Hayatı

Bu haber 3460 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Diğer Konular

Abdülbaki Gölpınarlı (1900-1982)
Abdülbaki Gölpınarlı (1900-1982)
ŞEYH ŞÂMİL (1797-1871)
ŞEYH ŞÂMİL (1797-1871)
MUSTAFA ASIM KÖKSAL
MUSTAFA ASIM KÖKSAL
EŞREFOĞLU RÛMÎ
EŞREFOĞLU RÛMÎ